Kaybolmaya Yüz Tutan Kimliğimiz; Mütevazılık

Wednesday, 11. August 2010

Yazıya, kimseye tarih dersi vererek başlamak istemiyorum ama, bazı değerleri görebilmemiz için geçmişe bakmak şart.

Beşiktaşlılık, bugüne kadar sadece aşkıyla değil, duruşuyla da gündeme gelmiş bir kavramdır. Beşiktaşlı olma durumu, beraberinde bir çok sorumluluğu da getirir. En azından bugüne kadar hep böyle olmuştur. Bazılarımız için çok kutsal bir kelime olan “Baba”, futbolcularımıza ön ad olmuştur. Baba Recepler, Baba Hakkılar, Beşiktaşlı duruşlarıyla, Beşiktaş’ı diğer takım taraftarlarına bile sevdirebilmiş, o kutsal armaya saygı duyulmasını sağlamıştır.

İşte Beşiktaş’ı herkese sevdirebilmiş, 90′lı yılların ilk yarısına kadar Beşiktaş’ta oynamış tüm futbolcularda ve taraftarda ortak bir kimlik vardı; Mütevazılık…

Futbolun endüstriyelleşmesiyle beraber değişen taraftar ve futbolcu profili, değerlerin ayaklar altına alınmasına, geçmişe sırt çevrilmesine ve yeni bir kimliğin ortaya çıkmasına davetiye çıkardı. Değişim öyle hızlı oldu ki, olan biteni hemen kabullenip uyum sağlamak dışında çare bırakılmadı. Eskiye özlem duymaya devam eden bir kısım taraftar da geri kafalılıkla suçlandı.

Bu yazıyı yazmamın asıl nedenine gelecek olursak; Guti ve Quaresma transferleri.

Yönetim, kendinden beklenmeyecek bir biçimde, dünya çapında ün yapmış ve hasretle beklenen yıldız oyuncuları Beşiktaş bünyesine kattı. Hatta durum öyle bir hal aldı ki, hangi yıldız futbolcu ismi ortalıkta dolaşırsa dolaşsın, taraftar alabileceğimize hep inandı.

Bu kadar hızlı bir değişim de beni doğruca klavye başına itti. Çünkü daha lig başlamadan, hani o ezik dediğimiz renkli taraftarların yaptıklarını yapar olduk. O takımların eziklikleri söyledikleri ve yapamadıkları salakça söz vermelerden dolayı da olmuştur. O yanlışa düşmemek lazım…

Geçmişteki örneklere de bakarsak, erken sevinen genellikle üzülmüştür. Çünkü insan doğası, gazla çalışır. Bu kadar gazı alınmış ve rahat bir camia, erken kötü sonuçlardan sonra kolay yıkılır.

Felaket tellalı değilim. Fakat uyarmasam vicdanım rahat etmezdi.

Mütevazı kimliğimizi daima koruyalım.

Erdi Batmaz

Büyük Takım gibi oynamak…

Saturday, 27. February 2010

Kuşkusuz belki de sezonun en zor maçıydı. Bundan daha zorlu başka maçlarımızda oldu elbette ancak maçın önemi zorluğu kat ve kat arttırıyordu. Kralkartalda bazı arkadaşların yorumlarını her zaman dikkatlice okurum örneğin. Biriside yiğittir. Hiç korkum yok bu maçı çok rahat alacağız yazısını okuyunca Galatasaray maçındaki iddasından sonra iyi cesaret dedim ama sonra Cangalenin oynamayacağını yazınca açıkçası bende rahatladım. Beşiktaş savunması defansı yıpratamayan forvetlere karşı çok sıkıntı çekmiyor. Çünkü hem Sivok hem Ferrari bu konuda oldukça iyiler. Onları çok süratli adamlar zor durumda bırakıyor ancak kadro açıklandığında İbrahim Kaşıda görünce defansın sorunsuz geçeceğini ilk bakışta anladım..

Ancak ortada başka bir sorun vardı, hücum yapacak oyuncumuz neredeyse yok. Bakıyorum bobo ve son günlerin en kötü yabancısı Telloya umut bağlayarak gol atma düşüncesi herhalde cehennemde buz gibi su bulmaktan farksızdı..

Maçın başında gelen gol bizi çok ama çok rahattı. Aslında Mustafa Denizli’nin sene başında TV programına konuk olduğunda söylediği sözde tamda bu yöndeydi. Golü bulduktan sonra her şey çok farklı işliyor diyordu. Sene başından beri gelen şanssızlıklar maalesef sürekli olarak gol bulmamızı engelledi. Bu maçta golü çok erken bulunca ilk yarıda o kısıtlı hücum kadrosu ile yaptığımız ortaya çıktı.

Bundan öncede maç kazanmamıza rağmen bu maçta bence en dikkat çekici şey, Beşiktaş’ımızın rakibine neredeyse hiç oynama şansı bırakmamasıydı. Bazı pozisyonlara koşmayan kayserisporlu futbolcuların durumundan, daha 30. dakikada maça pes ettiklerini gösteriyordu. Maçın her anında oyuna hükmeden, gol yeme ihtimali neredeyse sıfır olan bir bir takım görüntüsünde. Beşiktaş’ın kayserisporu bu kadar çaresiz bırakacağını hiç düşünmemiştim ne yalan konuşayım..

Bundan sonraki haftada bay geçiyoruz ve ondan sonra epey bir süre takılmadan gidecek takımlarla maç yapacağız. Bu sene yeniden yeşerdi bu maçtan sonra diyerek hocasından futbolcusuna oraya gelen yönetime kadar bu güzel ve istekli futbol için teşekkür ederim..

Hadi Şampiyon, utandır herkesi..

Volkan Başaran