Beşiktaş Taraftarının Futbol Aşkı

Monday, 1. March 2010

Çok büyüktür!

O kadar büyüktür ki, futboldan başka bir şey görmez gözü. En büyük taraftar grubu sitesinin forum kısmındaki başlıkların %90-95′i futbol ile ilgilidir. Futbol takımını çok severler. Futbolcuları ilahlaştırır, paragraflarca yazı yazarlar. Futbol takımının maçlarına gitmek için can atarlar. Fakat gelin görün ki Beşiktaş sadece futbol branşından oluşmuyor. Hatta 12 farklı branşıyla en çok branşı elinde tutan kulüp.

Ben bu branşları elimden geldiğince takip eden birisiyim. Süleyman Seba’daki hemen hiçbir maçı kaçırmadım bu sene. Fakat o sporcuların terlettiği o kutsal formaya verilen ilgi o kadar az, o kadar tezat ki, bazen salonun bir köşesine geçip şöyle bir bakıp ağlayasınız gelir. O mücadeleyi görünce futbolculara küfür eder, niye böyle hırslı olmadıklarını sorgularsınız. Reklam gelirlerinin daha çok parayla döndüğü, yatırımların hep daha fazla olduğu futbola göre daha bir üvey evlat muamelesi görmesi parasal açıdan mümkün tabii. Şirketler salonlara daha az reklam verebilir, futbol dışı branşlara daha az yatırım yapabilir tabii. Fakat Beşiktaş taraftarına ne oluyor! Onların böyle bir şansı yok. Çünkü onların aşkında paraya yer yok. Aşkın kendisi zaten paraya kıyaslanan bir şey.

Sonuç olarak hep şunu çıkarmışımdır; Taraftar ya futbolu “çok” seviyor, ya da “Aşkımız renklere”, “Armanın Peşindeyiz” laflarını boşuna kullanıyor. Çünkü bu lafı kullanan insanların sayısına kıyasla, salon maçlarına gelen insanlar hep aynı kişiler oluyor. Salonun full çektiği zamanlar da oluyor tabii ki; Fenerbahçe ve Galatasaray maçları…

Bu bir özeleştiri yazısıdır. Her Beşiktaş taraftarı bunu üstüne almakta serbesttir.

Beşiktaşlı olmak, armanın peşinde koşmak, onu düşünmek, imkanlar dahilinde de onunla aynı mekanda onu desteklemektir. Bir insanın Beşiktaşlılık kimliğinin içinde tembelliğe yer yoktur.

Erdi Batmaz

Kralçarşı.com