Oley Oley Tayfur Havutcu…
Tribünlerin, taraftarlarin Tayfur Havutcuya sahip cikmasi cok anlamli. Besiktasin cocugu olmak kolay degil, herkes olamaz. Tayfur hoca’da senelerdir Besiktasta serefiyle kaptanlik yapan ve farkli görevler alan degerli bir insan.
Futbolculugu tartisilir, tenik taktik alanda sorgulanabilir, ama insanligina ve efendiligine pek söz edecek kimse bulamayiz sanirim.
Esinden, cocugundan ve cok sevdigi Besiktastan ayri olmak koyar adama. O nedenle tribünlerin Tayfur Havutcuya desteginin bu zor günlerde bitmemesi ve devam etmesi gerektigini düsünüyoruz.
Oley Oley Tayfur Havutcu, Besiktasin cocugu Tayfur Havutcu ! Takimin bekliyor seni kaptan…
Scout ekibimiz neden yok? Biz talibiz!
Senelerdir, transfer politikalarimizi belirleyen menejerlerden eminiz cogu taraftarlara gina gelmistir artik. Hakli olarak. Menejerlerin amaci cebe daha fazla para indirebilmek, bizlerin istegi, faydali futbolcularin Besiktasa kazandirilmasidir. Bir kac sene önce forum alanimizda 1000 mesaj ve fazlasi ileti atanlara özel bir bölüm actik, Scouting bölümü.Basta Besiktasa fayda saglayabilecek veya dünya futbolunda sükse yapacak, yetenekli ve maliyeti uygun futbolcularin özellikleri yazilmaktadir ve paylasilmaktadir. Buraya kadar, bunda ne var ki diyeceksiniz.

Olay zaten bundan sonrasi, yazilan futbolcularin %70′i kesin bir büyük takima gitmistir veya bir sekilde sükse yapmistir.
Haziran 13, sene 2009, Falcao konusu acildi scouting alanimiza, konuyu acan Yigit kardesimiz, Falcao River Plate takiminda oynuyordu o zaman. Ve ayni sene Porto 3.9 milyon euroya transfer etti golcü futbolcuyu. Sadece yabancilar degil, yerlilerinde bulundugu bu bölümde neler kacirildi neler. Bu bir örnek ama Besiktasimizda bu gibi becerileri neden göremiyoruz, scouting ekibi kurmak zor ise, eminiz forum alanimizdan bir cok gönüllü Besiktaslilar bu isi basariyla yapar, site olarak bizde bu yazilan isimleri kulübe iletiyoruz fakat ismimiz Mendes degil ki bizi dinlesinler, üstüne parada verecegiz hani, almayi birakin!
Kazım Kanat’ın son yazısı..
21 Eylül tarihli Sabah Gazetesi’nin Pazar ekinde yazdığı son yazısında yakalandığı hastalıkla savaşını anlatmıştı,
Seni unutmadik Kazim abi!

Başımı alıp gittim de ne oldu!
Hikâyenin sonu şöyleydi: Hani doktorlar, kanser tedavim için beni hastane odasına mahkûm etmişlerdi ya… Ben de başımı alıp Bodrum’a gitmiş, hayatımı bir yelkenlide geçirmeye başlamıştım ya… Harika bir yazdan sonra bir otelde kaldım. Klimayı açıp, keyif çattım. Sonrası ne oldu? Ne olacak, kuyruğu bacaklarımızın arasına kıstırıp, hastaneye geri döndük. Hem kanser hem de zatürree olmuşum. Kanseri yendik! Zatürreede dalga geçtik! Ama… Aması şurada… Anlatayım… Kanseri bir kez daha yenmenin mutluluğunu yaşarken, mutsuz oldum. Bodrum’da cehennem gibi sıcakta ilk kez bir şey yaptım. Eşim Sevinç için yaptırdığım klimayı çalıştırdım, karşısında uyudum. Sonuç felaket! Bir süre sonra nefes alamaz, yürümekte zorluk çeker oldum. Oğlum Mesut’un yemin töreni için gittiğim Kars’ta yüksek rakımda kötü oldum. Hikâyenin şimdiki sonu şöyle; ciğerlerime klimadan dolayı virüsler girmiş, mantarlar oluşmuş. Sürekli antibiyotik ve oksijen tedavisiyle ben değil, doktorlar savaşıyor. Komik olan da şu: Bir mantarı yenmek, kanseri yenmekten biraz zor olacak. Okurlara! Kimsenin moralini bozmak istemem. Hele benim, kanser yoldaşlarımın asla… Zaten onlara güzel haberlerim var. Kanseri ‘akıllı bomba’ ismi verilen bir ilaçla yendim. Elim kalem tutunca söz, her şeyi yazacağım. Biraz sabır ve anlayış, lütfen. Biliyorum ki ben sizler için umudun umuduyum! Teslim olmak yok, geri çekilmek yok. Savaşa devam! Sevgili okurlar! Ne zaman iyileşirim bilmiyorum. Tek bildiğim şey, yazabileceğim an yazacağımdır. Özel mesaj: Bu, hastane odasından yazılan belki de çok duygusal, belki de okurları ilgilendirmeyen mesajdır. Bu mesaj benim her zamanki dostum Hıncal ustaya. “Beni niye aramadın?” deme. Ama sana ulaşmam ancak bu şekilde oluyor. Ulaşsam bile konuşamam ki! Hıncal ağabey, bir aydır, hastayım kimselere söylemedim. Şu zor günlerimde kırıcı ve incitici söz ve yazıların (Benim üzerimden, benim iyileşmem için çırpınan Genel Yayın Yönetmenim Ergun Babahan’ı eleştirmen de şık değil) beni ve seni sevenleri çok üzüyor. “Kardeşim,” dediğin Kazım’ı 40 yıldır binlerce yazısından tanırsın. Bilirim seversin de… Bir söz için bana düşman oldun. Ricam şudur; şimdilik biraz bekle, lütfen. İyileştikten sonra o kırıcı ve incitici eleştirilerini yapmaya devam edersin. O zaman bile tek kelime söylemem! Öyle değil mi Öcal ağabey, Haşmet kardeş?
Kazim Kanat
Alayına Trivela
Portekizli yıldızı Ricardo Quaresma, Avrupa sahnesinde en yetenekli futbolcularından biri ve şimdi bu yeteneklerini gösterecek diye basliyor UEFA’nin 2007 senesinin haberi.
Trivela, ayaginin dışıyla topa vurmaya denir, Portekizcedir trivela, Quaresma bu konuda dünya futbolunda en tanınan isimdir diye devam ediyor bahsettigimiz yazi.
Sene 2007, ve UEFA.com sitesinde bir Quaresma/Trivela haberi ve videosuna rastladık, yukarda haberden bahsettik, sira videoyu izlemekte, bunu sizinle paylasmak istiyoruz:
http://www.uefa.com/trainingground/stars/starskills/video/videoid=705443.html
Bursaspor macinda kirmizi kart gören Quaresmaya bizden destek. Bizim taraftarlarinin bazilarini anlamak zor, gelsin gelsin diye senelerdir bekle, nöbet tut geceleri, son dakika haberleri okumak icin, neymis kirmizi görmüssün, ihanet etmissin. Bu boru degil, Quaresma sevgili okurlar, esi benzeri öyle kolay bulunmaz, siz siz olun, basinin gazina gelipte, eski hatalari tekrarlamayin.
Bosver Q7 trivelana bak, cak o zaman cak cak cak !



